Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Haziran, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Memleketim

Kör bıçakların sızıları ruhumu süslüyor. Cehalet dört yanımızı sarmış ülkemizi besliyor. Dört tarafımız zulüm, tek kurtuluş ölüm oluyor.  Bir kadın doğuruyor, bir kadını öldürüyor.  Ve bunu insan evladı yalnızca izliyor. Yalnızca bir sıfat oluyor medya durup bunu yuhalıyor. Çok sürmüyor unutuluyor. Bu listeye bir isim daha ekleniyor. Bir kadın seviliyor plastik saçlı, bir toplum duraksamadan bunu yuhalıyor. Bir gök kuşağı doğuyor, karanlık seriliyor.  Coğrafya kaderdir buralarda özgürleşemezsin deniliyor. Ölü bedenler doğuyor, emsalsiz köprülerimizde. Kimse bu cinayeti üstlenmiyor. Kin kusuluyor, henüz kendini bulmuş bireylere. Önce yasaklar öğretiliyor. Sonra kendi doğrularıyla eğitiliyor. Ağaç yaş iken eğilmiyor kuruyor buralarda.  Bu coğrafyada düşünmek suç olduğundan sanırım, herkes deliyi oynuyor. Duymak, görmek suç sayılıyor bir toplum iyice sağır ve dilsiz oluyor. Ruhlarımız çalınıyor, vicdanımız satılıyor.  Bedeli bazen kömür, bazen makarna oluyor. Üstelik bunlarda kolay yoldan

Savaşının Baharında

Geldi, Çok hasret kaldığın o bahar geldi. Uğruna savaşlar verdiğin, Kanlar döktüğün, insanlar öldürdüğün. Çağlar açıp kapattığın, Devletler kurup batırdığın… Bak bakalım! Nasıl bi bahar bu? Ne kadar hoş gelmiş, yeşermiş. Nasıl bir bahar ki bu; Açan bir çiçek, yeşeren bir ağaç, Yok. Her zamankinden siyah, dolu, kızgın bulutlar... Ölümün kokusu, çocukların ölüsü… Savaşın bitişi değil, bitirişi var. Gecenin karanlığı tüm Dünyaya çökmüş. Her şehir, ülke, kıta, Kaplanmış kanlarla. Denizler, her zamankinden kırmızı. Acı… Patronlar rahat. Halkı sömürenler, refah içinde. Olan bana, olan sana, olan yoksula. Çile garibanın sırtında. Baharın savaşla gelmeyeceğini bilenler; Herkes hapiste. Doğruyu söyleyen, çoktan hain. Dizileyim kurşuna! Nefi olurum, Nazım olurum, hain olurum… Bak etrafına durma! Bak! Çok hasret kaldığın o bahar geldi. Uğruna savaşlar verdiğin! O çok beklediğin bahar, Bu bahar mı?

İntihar Mektubu

Özlüyorum. Her şeyi özlüyorum bu aralar. Zaman geçtikçe maziye, mazide olanlara özlemim artıyor. Belki hastalık, psikolojik bir rahatsızlık bilmiyorum. Ama yaşadığım her şeyi özlüyorum. Kafamı çok fazla meşgul ediyor bu durum. Her dakika bu düşünce kafamda olduğundan yorgun olmam normal sanırım. Her adımda bir yerlere dalmak, bir şeyler hatırlamak. Belki kopamıyorum geçmişten, silmek isteyemiyorum. Belki sadece geçmişimde mutlu olmamdan kaynaklı. Eskisi olsam gerçekten, çok isterdim. Hiçbir şeyi kafama takmadan yaşamayı, eğlenebileceğim müzikler dinlemeyi, ağlamadan geceler geçirmeyi. Sanırım geçmişe olan sevgim şu an içinde bulunduğum çöp kokan hayattan kaynaklanıyor. Bir daha asla o günlere dönemeyecek olmak içimi acıtıyor. Mutsuz oldukça geçmişi özlerken, geçmişi özledikçe mutsuz oluyorum. Hayatım kısır bir döngüye girmiş, yaşım ilerliyor. Durmuyor zaman. Hissediyorum, nefes alırken zorlandığımı. Sigaraya başladığım o güne dönmek istiyorum artık. O sigarayı elime hiç almamak istiyor