Ana içeriğe atla

İntihar Mektubu

Özlüyorum. Her şeyi özlüyorum bu aralar. Zaman geçtikçe maziye, mazide olanlara özlemim artıyor. Belki hastalık, psikolojik bir rahatsızlık bilmiyorum. Ama yaşadığım her şeyi özlüyorum. Kafamı çok fazla meşgul ediyor bu durum. Her dakika bu düşünce kafamda olduğundan yorgun olmam normal sanırım. Her adımda bir yerlere dalmak, bir şeyler hatırlamak. Belki kopamıyorum geçmişten, silmek isteyemiyorum. Belki sadece geçmişimde mutlu olmamdan kaynaklı. Eskisi olsam gerçekten, çok isterdim. Hiçbir şeyi kafama takmadan yaşamayı, eğlenebileceğim müzikler dinlemeyi, ağlamadan geceler geçirmeyi. Sanırım geçmişe olan sevgim şu an içinde bulunduğum çöp kokan hayattan kaynaklanıyor. Bir daha asla o günlere dönemeyecek olmak içimi acıtıyor. Mutsuz oldukça geçmişi özlerken, geçmişi özledikçe mutsuz oluyorum. Hayatım kısır bir döngüye girmiş, yaşım ilerliyor. Durmuyor zaman. Hissediyorum, nefes alırken zorlandığımı. Sigaraya başladığım o güne dönmek istiyorum artık. O sigarayı elime hiç almamak istiyorum. Yürürken bileğimin acısını hissediyorum. O basketbol maçını yaptığım güne dönmek istiyorum. Gereksiz hırs ile kendimi incitmeden geçmek istiyorum o zamanı. Zaman aksın, durduramayacağımı biliyorum. Ama istediğim gibi aksa olmaz mı? Bir kere sadece, bir kere olsun değiştirebilsem zamanı! Çocukluğuma dönmek istiyorum. Daha fazla yara alacak bile olsam, her şeyi yapmak. Hep korktuğum o ormana girmek istiyorum. İçinde kaybolmak, kaybetmek. Yüzerken boğulan insanların hikayelerini dinlediğim güne dönmek istiyorum. O hikayelere kulaklarımı kapatmak, denizden korkmamak istiyorum. Geçmişe dönmeyi geleceği yaşamaktan daha fazla istiyorum. O güne dönmek istiyorum…


Hayatımı, her zaman doğru olanı yapmaya harcadım. Yanlışlarım olmuştur, çok olmuştur. Ama kalbim her zaman doğruyu yapmak için çıktı yola. Örnek alacağım çok güzel insanlar tanıdım. İnatçılık yapmamayı, sinirlenmemeyi öğrenemedim asla. Çok insanın kalbini kırdım. Kırmaya da devam edeceğimi biliyorum. Fakat yıllar önce kırdığım kalpleri hala sırtımda taşımak, beni yoran bu. Her geçen gün sırtımda ağırlaşan o yük. Beni ölüme en çok iten şey o yük. Kurtulmanın bir yolu yok mu? Yok. Ben o yükün olmadığı, o güne dönmek istiyorum.


O geceleri hatırlıyorum. Tanrıya canımı alması için ağlayarak yalvardığım o geceleri. Mutsuz, yorgun ya da kırık değildim. Ama hiçbir zaman yaşamayı istemedim. İsteyemedim. Sokaktan altımda servisle okula giderken, sokakta yürüyen o insanların yanında yabancı oldum. O insanların yanında yaşamak istemedim hiçbir zaman. Bir insan için ona farkettirmeden üzülmek. Öyle zor bir iş ki, yaşamayı istemezdim. Fakir kalmak isterdim. Yerde bulduğumuz meyveler, rafta olanlardan daha tatlıydı. Dağda, onca dikenin arasından bulduğumuz 3 tane çilek. Misket tanesi kadar bile olmayan o 3 tane çilek, şimdi yediğim her şeyden daha hoş geliyor. Belki ucunda verilmiş emekten dolayı, belki de saflığından. Bilmiyorum. Ama o güne dönmek istiyorum…


Acının, sefaletin, felaketin olmadığı. Ayrım yapılmayan, insanları yakılmayan, diktatörlük olmayan o günler. O günleri özlemim her geçen gün katlanarak arttı. Lüks villaların çöpünü toplayan insanlar gördüm. Lüks içinde yaşayan insanların dertlerini duydum. İnsanların hayata bakış açısını farkettim. Herkes bir şekilde kendini kurtarma peşinde bu hayatta. Geçmişte öyle olmadığını biliyorum, yaşadım. Geçmişte yardımı gördüm, şefkati, sevgiyi, emeği gördüm. Şimdiki acıların içinde yandığımdan olsa gerek. O güne dönmek istiyorum…


Sen. Sana değinmeden bitiremezdim sanırım bu yazıyı. Senin olmadığın bir hayatı hiç düşünmedim. Her hayalime bir tutam sen, her rüyama bir saniye sen koydum. Ama hissediyorum. İnsanım ki hissediyorum. Kalbimin ağrısını hissediyorum. İçinden seni çağıran çığlıkları duyuyorum. Seni geri getiremeyecek olmanın acısını hissediyorum. Seni kırdığım günleri anımsıyorum. Hepsi sırtımda. Geceleri biraz daha kafayı yememe sebep olan o yükün bir tutamı da sensin. Seni hiç kırmadığım, tanımadığım, sevmediğim, bilmediğim o gün. Ne var ne de yok olduğun o güne dönmek istiyorum…


O gün. Hiçbir şeyi hissetmediğim o gün. Henüz dünyada olmadığım o gün. Ruhumun bulutlarda süzüldüğü, var olan ve olmayan her şey kadar özgür olduğum o gün. O güne nasıl dönebilirim? İntihardan başka bir yol düşünemiyorum. Ruhumun bedenime sığmadığını hissediyorum. Bu tutsak bedenimden çıkmak için her gece beni ağlatan ruhum. Bana yalvardığını hissediyorum. Özgür olmanın tek yolu bu. Tüm bir hayatımı özgürlüğüm uğruna feda edeceğimi biliyorum. Ben mutsuz değilim belki, belki mutsuz değilim. Ama içim böylesinde yanıp tutuşurken, kalbimde, zihnimde böyle acılar varken, hayat bana bir zulüm olmuşken, nefes almak bile canımı acıtırken, yaşamak istemiyorum. Hoşçakal dünya demiyorum, hiç bir zaman hoş olmayacaksın artık. Elveda dünya diyorum son kez. Geriye asla dönmemek üzere elveda.


Yorumlar

Çok okunanlar...

Henüz Ölmemişken

Henüz ölmemişken diye başladı yazısına, bir şeyler daha bırakmak istiyordu bu dünyaya. Kanser olduğunu öğrendiğinden itibaren karamsar bir halde oturup vahlanmak yerine tüm hayatı boyunca yazdığı eserlerin neredeyse iki katını yazmıştı. Yazmaya da devam ediyordu asla öleceğine inanmayan yazar. Daha yeni doğan bir bebekken başladı sancılarım diye devam etti. Haklıydı. Henüz yeni doğmuşken garip hastalıklar peşini bırakmıyor, hastane ona hapis oluyordu adeta. Geçmişine dair pek bir anı hatırlamayan yazar hastanenin her köşesini, her bakıcısını adeta ezbere biliyordu. Yattığı odayı, alamadığı nefesi, tüm dünyası olan oyuncaklarını… Yazar devam etti. Böyle gelip geçti seneler, ben dünyadan habersiz. Bağlamışlar her yerime kabloları, kelepçe gibi fakat hayatta kalmayı istediğimden şüpheliyim diyordu. O zamanlardan gördüğünü hissediyordu acıyı. Her seferinde ziyaretine gelen dedesinin ağlamalarından anlamıştı çok yaşamayacağını. Buna rağmen inat ettim ya, etmez olaydım. Şimdiye kadar bir şe

Son Bir Şiir

Sevgilim, sevgim, sevincim, sevdiğim… Tüm gece ciğerlerime dolar gibi sıkışıyor göğsüm. Fabrika bacalarından çıkan tüm dumanları soluyorum sanki. O siyah renkli, içinde şimşekler kaçan bulutlar gitmiyor başımdan. Bir saniye olsun rahat nefes alamaz oldum artık. Her an ciğerlerimde bir ağrı, kalbimde bir sızı. Ölüp bırakmak istiyorum her şeyi. Diğer dünyadan benim için üzülecek bir kaç insanı izlemek istiyorum. Zor geliyorken sensiz yaşamak, seninle yaşamaktan da nefret ediyorum. Canımı yakıyorken seni sevmek, bir yanım senden hala vazgeçemiyor. Ne kadar kızsam da kendime bir faydasını görmedim henüz. Senden kaçıp kurtulmak istiyorum artık. Canımı yakmana izin veremem, vermemeliyim. Bundan çok sıkıldım biliyor musun? Sürekli kafamın içinde olmandan bıktım. Ben seni sevmiyorum. Artık sevmiyorum. Lütfen git artık. Bir hafıza kaybı yaşamayı bile göze alıyorum seni nasıl sevdiğimi, beni nasıl sevdiğini, sana olan aşkımı unutmak için. Her geçen gün artan bu yorgunluk ve bitkinlik senin

Kirli Sokaklar

"Sokakta parçalanmaya mahkum bırakılmış birkaç hayat." Bunları yazmayı ben istemedim, bunları yazmaya beni Sokaklar zorladı. Bugün 14 Şubat 2021; Adım Jeff, Bugün 21 yaşındayım. Ölümümün üzerinden 3 sene geçti, cesedim hala soğuk sularda. Artık eskisi gibi mülteciler gelmiyor yanıma. Onları buldunuz, BENİ DE BULUN. Bugün 18 Kasım 2017; Bir hayalim daha yeşeremeden soldu günlük. Bu hayal bir futbol maçı veya başlayamayan bir aşk değil, bu hayatım olmasını istediğim müzik. Daha yeni başlamışken uğraşmaya bir araba kazasında bütün hayallerimin bitebileceği aklıma gelmemişti. Belki bir ilki başarabilirim ama bu işi dilsiz olarak yapmak olanaksız görünüyor. Babamı kazada kaybettikten sonra annemin yanına gittim. İlk defa onu bu kadar mutlu görmüştüm. Benim gelmeme miydi bu sevince yoksa babamın gitmesine mi anlayamamakla beraber hızlıca odama taşındım. Alışmamın zor olacağı şeyler belliydi, yeni bir okul, yeni bir hayat, yeni bir düzen ama alışmaktan asla