Ana içeriğe atla

Merhaba Günlük

Merhaba günlük, nasılsın? Nezaketen sorduğum bir soru sadece, inan umurumda değil. Hiç bir şeye hevesimin kalmadığı bir noktadan yazıyorum bu sözleri. Böyle bir uçurumun kenarında seni umursamamak bencillik olur mu? Sanmıyorum, sen hala bir hayalden ibaretken. Fazlasıyla kaptırdım kendimi bu karanlığa farkındayım. Başlarda dozu iyi belirlenmiş bir ağrı kesici gibiydi yalnızlık. Fakat gün geçtikçe, öyle işte. Söylemek istemiyor insan gerçekleri. Bağımlı olan kaç kişi kabul edebiliyor bu durumu? Hiç bir şeyden tat alamadığım bir hayattan yazıyorum bu sözleri. Öylesine isteksiz bir nokta. Yarın yaşamak ister miyim? Cevabını bilmediğim bir soru daha. Bildiğim tek şey, zor geliyor bu bağımlılıkla yaşamak. Bir karanlık kutuya hapsetmişim kendimi kaç zamandır. İğrenir oldum tüm insanlardan, en başta kendimden. İnsan beyni düşündükçe kararıyor anlaşılan. En başından görseydim geleceği belki de aptal olmak isterdim. Gözlerimde bir çift bant ike yaşamak. Günlük, bunlar sana saçma gelebilir. Çünkü anlamıyorsun, hissedemiyorsun ve hatta yaşamıyorsun. Sen sadece bir hayalden ibaretsin bu dünyada. Yarın yapraklarını koparıp ateşe attığımda senden kalan sadece küller olacak. Dünyada seni hatırlayan kimse olabilir mi? Belki sadece sana bir kaç parça cümle yazanlar. O yüzden beni yargılama. Asla bilemezsin, hissedemezsin. Senin yerinde olmayı çok isterdim bu yüzden. Hiç bir şey hissetmeden, düşünmeden yaşamak. Dönüşü olmayan bir yoldan yazıyorum bu sözleri. Sonunu bile bile yürümek zorunda olduğum bir yol. Kurtuluşum var mı, panzehir nedir? Bildiğim hiç bir şey yok. Ne zaman gelecek bu yolun sonu? Umut ediyorum ki az bir zaman kaldı. Umut ediyorum ki acısız bir son yaklaşıyor. Bir saniye burdayım ve sadece bir saniye sonra yokum. Tüm bu yolu umut ederek yürüdüm. O hapsolduğum karanlığın içindeki tek ışık umutlarım oldu. Seni görmeyi bekliyorum, güzel melek. Kimse seni sevmese de, herkes senden korksa da, ben senin hayalinle yürüyorum tüm yolu. Bekletme artık. Ben sana gelmeden, sen gel götür beni.

Yorumlar

Çok okunanlar...

Henüz Ölmemişken

Henüz ölmemişken diye başladı yazısına, bir şeyler daha bırakmak istiyordu bu dünyaya. Kanser olduğunu öğrendiğinden itibaren karamsar bir halde oturup vahlanmak yerine tüm hayatı boyunca yazdığı eserlerin neredeyse iki katını yazmıştı. Yazmaya da devam ediyordu asla öleceğine inanmayan yazar. Daha yeni doğan bir bebekken başladı sancılarım diye devam etti. Haklıydı. Henüz yeni doğmuşken garip hastalıklar peşini bırakmıyor, hastane ona hapis oluyordu adeta. Geçmişine dair pek bir anı hatırlamayan yazar hastanenin her köşesini, her bakıcısını adeta ezbere biliyordu. Yattığı odayı, alamadığı nefesi, tüm dünyası olan oyuncaklarını… Yazar devam etti. Böyle gelip geçti seneler, ben dünyadan habersiz. Bağlamışlar her yerime kabloları, kelepçe gibi fakat hayatta kalmayı istediğimden şüpheliyim diyordu. O zamanlardan gördüğünü hissediyordu acıyı. Her seferinde ziyaretine gelen dedesinin ağlamalarından anlamıştı çok yaşamayacağını. Buna rağmen inat ettim ya, etmez olaydım. Şimdiye kadar bir şe

Son Bir Şiir

Sevgilim, sevgim, sevincim, sevdiğim… Tüm gece ciğerlerime dolar gibi sıkışıyor göğsüm. Fabrika bacalarından çıkan tüm dumanları soluyorum sanki. O siyah renkli, içinde şimşekler kaçan bulutlar gitmiyor başımdan. Bir saniye olsun rahat nefes alamaz oldum artık. Her an ciğerlerimde bir ağrı, kalbimde bir sızı. Ölüp bırakmak istiyorum her şeyi. Diğer dünyadan benim için üzülecek bir kaç insanı izlemek istiyorum. Zor geliyorken sensiz yaşamak, seninle yaşamaktan da nefret ediyorum. Canımı yakıyorken seni sevmek, bir yanım senden hala vazgeçemiyor. Ne kadar kızsam da kendime bir faydasını görmedim henüz. Senden kaçıp kurtulmak istiyorum artık. Canımı yakmana izin veremem, vermemeliyim. Bundan çok sıkıldım biliyor musun? Sürekli kafamın içinde olmandan bıktım. Ben seni sevmiyorum. Artık sevmiyorum. Lütfen git artık. Bir hafıza kaybı yaşamayı bile göze alıyorum seni nasıl sevdiğimi, beni nasıl sevdiğini, sana olan aşkımı unutmak için. Her geçen gün artan bu yorgunluk ve bitkinlik senin

Kirli Sokaklar

"Sokakta parçalanmaya mahkum bırakılmış birkaç hayat." Bunları yazmayı ben istemedim, bunları yazmaya beni Sokaklar zorladı. Bugün 14 Şubat 2021; Adım Jeff, Bugün 21 yaşındayım. Ölümümün üzerinden 3 sene geçti, cesedim hala soğuk sularda. Artık eskisi gibi mülteciler gelmiyor yanıma. Onları buldunuz, BENİ DE BULUN. Bugün 18 Kasım 2017; Bir hayalim daha yeşeremeden soldu günlük. Bu hayal bir futbol maçı veya başlayamayan bir aşk değil, bu hayatım olmasını istediğim müzik. Daha yeni başlamışken uğraşmaya bir araba kazasında bütün hayallerimin bitebileceği aklıma gelmemişti. Belki bir ilki başarabilirim ama bu işi dilsiz olarak yapmak olanaksız görünüyor. Babamı kazada kaybettikten sonra annemin yanına gittim. İlk defa onu bu kadar mutlu görmüştüm. Benim gelmeme miydi bu sevince yoksa babamın gitmesine mi anlayamamakla beraber hızlıca odama taşındım. Alışmamın zor olacağı şeyler belliydi, yeni bir okul, yeni bir hayat, yeni bir düzen ama alışmaktan asla