Ana içeriğe atla

Froen Ve Shizy

Froen ve Shizy. İki deli, iki sadık dost…


Bir içki masasında tanıdım Froen amca ve Shizy’i. Shizy aslında bir papağan. Ona asla papağan diye seslenmemem gerektiğini de o masada öğrendim...


Her hafta sonu yaptığımız gibi bir meyhane de rakı masasında buluştuk eski dostlarla. Sohbet sohbeti, laf lafı açarken geldi masamıza Froen amca. Ne git diyebildik gülen suratına bakıp, ne de kal diyebildik haline acırken. Biz daha ağzımızı açamamışken başladı, elindeki rakı bardağını masaya vurup hikayesini anlatmaya. Uzun zaman önce tanışmış hayatının aşkıyla. İsmini asla söylemedi, Sevdiğim derdi her zaman…


Sene diyor bilmem kaç, yer diyor bilmem neresi. Bu adam hiç bir şeyi hatırlamıyor. Alkolün etkisinden mi yoksa deliliğinden mi diye henüz kararlaştıramamışken o dedi Sevdiğim. Anladık ki büyük bir aşk var. İnsanı delirtecek, ruhunu içinden çekip alacak bir aşk. Onu gördüm diyor, ona öldüm diyor. O da bana aşkından öldü diyerek bitirdi elindeki kadehi, gözlerinde yaşlar. Sonra anlattı olayın tamamını. Kavuşamayan iki aşıktan birisiymiş Sevdiği. Her gece kavgalar, uzun süreli ayrılıklar. Karanlık hiç gitmemiş bu aşıkların üzerinden ama en azından denemişler. Olmamış. Söylediğine göre Sevdiğinin narin kalbi dayanamamış bu hasrete. Öldürmüş kendini. İnanmamış göstermişler, inanmamış mezarı açmış, inanmamış mezarının başında yatmış yıllarca…


Sohbet uzadı, şişeler devrildi. Dikkatimizden kaçmadı. Shizy, papağandan fazlasıydı. Froen amcanın gözlerinin içine bakardı konuşurken. Ne derse kaydeder tekrar ederdi. Uzun, kısa. Dayanamadık sorduk kafası güzel amcamıza. Uzun uzun baktı Shizye. Derin de bir iç çekiş ekleyelim. Sevdiğimden sonra kafayı yedim dedi. Delirecek gibi oldum, kendi kendime konuşmaya başladım. Bir arkadaş lazımdı bana. Halimden anlayacak, bana karşı değil arka çıkacak. Beni onaylayacak bir arkadaş, dedi. Shizy çıkmış karşısına kaldırım taşında, kanadı kırık boynu bükük. Almış, bakmış, iyileştirmiş sonra da bırakmış. Ama gitmedi dedi Shizy. Git dedim gitmedi, evden attım geri geldi. Konuştum, ne desem tekrar etti dedi. O zaman anladım uzun zamandır aradığım dostu bulduğumu. Biz de o an anlamıştık işte. Shizy aslında Froen amcanın kalbiydi. İnanmak istemedi, gitmesini istedi, kurtulmak istedi ama başaramadı. Aşkından deli divane oldu. Kalbine yenik düştü beyni.

“İki yalnız bir doğru”

Yorumlar

Çok okunanlar...

Henüz Ölmemişken

Henüz ölmemişken diye başladı yazısına, bir şeyler daha bırakmak istiyordu bu dünyaya. Kanser olduğunu öğrendiğinden itibaren karamsar bir halde oturup vahlanmak yerine tüm hayatı boyunca yazdığı eserlerin neredeyse iki katını yazmıştı. Yazmaya da devam ediyordu asla öleceğine inanmayan yazar. Daha yeni doğan bir bebekken başladı sancılarım diye devam etti. Haklıydı. Henüz yeni doğmuşken garip hastalıklar peşini bırakmıyor, hastane ona hapis oluyordu adeta. Geçmişine dair pek bir anı hatırlamayan yazar hastanenin her köşesini, her bakıcısını adeta ezbere biliyordu. Yattığı odayı, alamadığı nefesi, tüm dünyası olan oyuncaklarını… Yazar devam etti. Böyle gelip geçti seneler, ben dünyadan habersiz. Bağlamışlar her yerime kabloları, kelepçe gibi fakat hayatta kalmayı istediğimden şüpheliyim diyordu. O zamanlardan gördüğünü hissediyordu acıyı. Her seferinde ziyaretine gelen dedesinin ağlamalarından anlamıştı çok yaşamayacağını. Buna rağmen inat ettim ya, etmez olaydım. Şimdiye kadar bir şe

Son Bir Şiir

Sevgilim, sevgim, sevincim, sevdiğim… Tüm gece ciğerlerime dolar gibi sıkışıyor göğsüm. Fabrika bacalarından çıkan tüm dumanları soluyorum sanki. O siyah renkli, içinde şimşekler kaçan bulutlar gitmiyor başımdan. Bir saniye olsun rahat nefes alamaz oldum artık. Her an ciğerlerimde bir ağrı, kalbimde bir sızı. Ölüp bırakmak istiyorum her şeyi. Diğer dünyadan benim için üzülecek bir kaç insanı izlemek istiyorum. Zor geliyorken sensiz yaşamak, seninle yaşamaktan da nefret ediyorum. Canımı yakıyorken seni sevmek, bir yanım senden hala vazgeçemiyor. Ne kadar kızsam da kendime bir faydasını görmedim henüz. Senden kaçıp kurtulmak istiyorum artık. Canımı yakmana izin veremem, vermemeliyim. Bundan çok sıkıldım biliyor musun? Sürekli kafamın içinde olmandan bıktım. Ben seni sevmiyorum. Artık sevmiyorum. Lütfen git artık. Bir hafıza kaybı yaşamayı bile göze alıyorum seni nasıl sevdiğimi, beni nasıl sevdiğini, sana olan aşkımı unutmak için. Her geçen gün artan bu yorgunluk ve bitkinlik senin

Kirli Sokaklar

"Sokakta parçalanmaya mahkum bırakılmış birkaç hayat." Bunları yazmayı ben istemedim, bunları yazmaya beni Sokaklar zorladı. Bugün 14 Şubat 2021; Adım Jeff, Bugün 21 yaşındayım. Ölümümün üzerinden 3 sene geçti, cesedim hala soğuk sularda. Artık eskisi gibi mülteciler gelmiyor yanıma. Onları buldunuz, BENİ DE BULUN. Bugün 18 Kasım 2017; Bir hayalim daha yeşeremeden soldu günlük. Bu hayal bir futbol maçı veya başlayamayan bir aşk değil, bu hayatım olmasını istediğim müzik. Daha yeni başlamışken uğraşmaya bir araba kazasında bütün hayallerimin bitebileceği aklıma gelmemişti. Belki bir ilki başarabilirim ama bu işi dilsiz olarak yapmak olanaksız görünüyor. Babamı kazada kaybettikten sonra annemin yanına gittim. İlk defa onu bu kadar mutlu görmüştüm. Benim gelmeme miydi bu sevince yoksa babamın gitmesine mi anlayamamakla beraber hızlıca odama taşındım. Alışmamın zor olacağı şeyler belliydi, yeni bir okul, yeni bir hayat, yeni bir düzen ama alışmaktan asla