Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Sevmeyi Bilmeyen Bir Adam

Sevmeyi bilmeyen bir adama rastladım. Sevgiyi bilmeyen. Yaşamaktan soğumuş, yalnızlıktan solmuş çaresiz bir adam. Yüzünde gülümseme, kalbinde sıcaklık olmayan bir adam. Omuzları çökmüş, ağırlığına gömülmüş sevgisizliğin. Sevmeyi bilmeyen bir adama rastladım. İnsanı sevmeyen, yaşamayı, doğayı. Sorunlarından kaçan bir adam. Gözlerini kapatıp geçer umuduyla kendini öldüren, yaşamını söndüren bir adam. İnsanları öldüren bir adam. Bunun için ceza bile almayan. Onları ağır sözlerle yaralayıp yoluna devam eden. Hayatları zehir eden bir adam. Ne kadar sevseler de akıllanmamış. Ben bile sevmeyi denedim, beni bile kıran bir adam. Oturup saatlerce sohbet ettiğimizde içini döktü uzun uzun. Gözlerinden dökülen yaşları kollarına silip devam eden. Soğuktan morarmış elleriyle sigarasını tutamazdı. Aciz, yoksul, yalnız bir adam. İnsanlar garipsedi konuşmamızı ki gözlerini dikip baktılar bize. Aldırmadan yaşlarını silip devam etti. Çok sevdim. Kırıldıkça kırdım, üzüldükçe üzdüm. Lanetli bir insan gib

Hoşça Kalın...

Artık anlayabiliyorum bazı şeyleri. Kalbime aniden nükseden bu ağrı. Daha önceden gelmiştin, tekrarına yoktu ihtiyacım. Dindirmiştin bu kalbimdeki amansız ağrıyı, yükü. Bir ömür kalbimde taşırım seni, yorulmam. Olmasaydı bu ağrı anlamazdım sandım ama ağrıyla da değişmemiş hala yüzsüz aşkım. Artık anlayabiliyorum bazı şeyleri. Bilmezdim duyguyla nasıl yazılır, kağıt nasıl ıslanır gözyaşlarıyla. Nasıl uzun sürer bir şiir veya umut yazmak aklım almazdı. Nazım Hİkmet, Atilla İlhan, Cemal Süreya… Anlıyorum şimdi bu isimlerin kalemlerinden dökülen o şiirleri. Acının kaleme nasıl bu kadar yansıtılabildiğini. Artık anlayabiliyorum bazı şeyleri. Üstümde fazladan bir yük daha var. Bana bıraktığın bu yalnızlık, sensizlik, sessizlik… Bir umut bırak bana öyle git gideceksen. Ben bir umudunu bir ömür kalbimde taşırım. Onunla yaşar, yeşeririm. Ben, sen… Biz olduğumuzda geldi sonbahar, döküldü tüm yapraklar. Aşkımız bir felaket gibi yok etti günden güne bizi, seni. Olacağına sonuna kadar inand

Yine gelmem

Derya deniz olsa sevdam, Ölsem dertten ya da boğulsam, Fotoğrafına dalıp ömrümü kurutsam, Yine vermem bu ziyanı sana. Batsa kayığım gözlerinin sert bakışlarında, Anlasam sensiz geçmeyen günleri sonunda, Saat başı kırılsa kaburgalarım hatta, Yine vermem bu ziyanı sana. Sigaradan ciğerlerim bitse, Hekimler ömür bile biçse, Ölüm senden yakın gelse, Yine vermem bu ziyanı sana. Anlasam ki yapamıyorum olmuyor, Kırıldı kalbim nefesim de gidiyor, Daraldım dünya üstüme geliyor, Yine vermem bu ziyanı sana. Kimse kalmasa yanımda, Tek çarem olsan dünyada, Kalbim susmadan adını haykırsa, Yine vermem bu ziyanı sana. Melekler elleriyle getirse seni, Kırmızı halılarla gelsen geri, Olmaz ama tekrar sevsen beni, Yine vermem bu ziyanı sana. Doktorlar o dese ilacın, O olmadan asla dinmez acın, Çekilir köşeme ölümü kucaklar, Yine vermem bu ziyanı sana. Kalbim aklım karıştı birbirine, Sana olan sevgim taştı bu gece, Yokluğunda anladı

Bunlara Rağmen

Mavi okyanuslar kadar derin sevdim seni, Bir martıyken konmadığın, Balıkken kaçtığın, Güneşken değmediğin. Ağlayan bir çocuk kadar saf sevdim seni, Annesini özleyen gözleri, Masum inleyişleri, Minik elleri... Sert rüzgarlar misali kızgın sevdim seni, Bir baba gibi koruyarak, Bir anne gibi sakınarak, Bir ben gibi... Kırık cam örneğin, öyle korkak sevdim seni, Kendimden çok sevdim, Her şeyden, Herkesten... Bunlara rağmen... Bir sigara gibi bağımlı sevdin beni, Zarar veren, Yavaşça öldüren, Asla bırakamadığım. Efkar dolu şarkılar gibi sevdin beni, Acıma acı katan, Yaram tuz basan, Kalbime köz... Bir denizci gibi korkusuz sevdin beni, Yarını düşünmeden açıldığın, Yıllarca beklettiğin, Defalarca... Olan her şeye rağmen, bunlara, bana rağmen Sevdin beni, Her hatamda, Her zaman...

Mehmet Akif Ersoy

1873’te açtı gözlerini milli şairimiz. İlk önce Rağıf oldu, vaktiyle Akif. 4 yaşında başladı eğitimine, gün geçtikçe aşık oldu edebiyata, Milletine. Seneler geçti, hasta adam ölüme yaklaştı. Bırakmadı milletini, cemiyetlere girdi. Gerek kuvvet, gerek ilim, verdi her şeyini. Milletin şairiydi, bırakmadı milletini. Ona vardı ihtiyaç, kndırmadı kendini. Dilekler gerçekleşti, hasta adam iyileşti. Onunkisi bir sevda, dedi duralım daha. Biraz zaman geçince, ihtiyaç vardı ona. Dediler yeni devlet, tek çare budur millet. Dokundu ilmek ilmek, Bir Meclis ve cumhuriyet. Halk seçti vekilini, kuruldu demokrasi. Oldu milletin vekili, hem şairdi hem katip. Son nefesine kadar, çalıştı oldu hatip. Kalemi çok severdi, şiir ile büyülerdi. Onun gür çıkan sesi, yüreğinden gelendi. Devlet kuruldu tamam, özgürlük lazım olan. Direniş gereklidir, Türkün gücü aslolan. Vakit az marş yazılsın, tüm yerlere asılsın. Milletin her parçasına, birer birer kazılsın. Çıksın gelsin şairler, segilensin hünerler. Duydu Akif

Delilik Paradoksu

Delilik paradoksu ihtimaller üzerine kurulu bir paradokstur. Şöyle düşünelim; Siz bir delisiniz, bunu bilebilir misiniz? Bilebileceğinizi iddia etseniz dahi bilemezsiniz. Hiç bir deli deli olduğuna inanmaz. Aksini kanıtlamak için; -Ben bir deli olsaydım tımarhanede olurdum... +Belki de tımarhanedesiniz fakat düşüncelerini bile kontrol edemeyen bir birey olarak bunun farkında değilsiniz. Veya henüz dışarda olmanızın nedeni sizin deli olduğunuzu fark etmemeleri olabilir. -Elimde doktor raporları var ve deli olmadığımı söylüyorlar. +O doktor raporlarında deli olduğunuz yazsa dahi buna inanmak istemeyen bir beyniniz var ise aldanıyor olabilirsiniz. -Arkadaşlarım deli olmadığımı söylüyor. +Deli olmadığınızı söyleyen arkadaşlarınız hayal ürünü olabilir ve bunun aksini kanıtlayamazsınız. -Eğer deli olsaydım bunu anlardım. +Eğer deli olsaydınız bunu anlamanız olanıksızdır çünkü beyniniz buna inanmaz. -Bir kaç deli tanıyorum ve benden farklılar öyleyse onlar deli ben değilim. +Del

Hissettin mi?

Hissettin Mi ? Ölümü dileyerek gözlerimde dolu yaşlarla gökyüzüne baktığım vakit, neler yaşadığımı hissettin mi? Ya da bir sonbahar akşamında tüm duygularımı sana anlatırmışçasına kağıda döktüğüm andaki ruh halimi hissettin mi? Hissetmek sana nasıl bir anlam ifade eder anlatmayı dene biraz kendine. Empati midir senin için, yoksa birinin kesik yarasını hissetmek için kendini kesmek gibi mi? Öyle nefret ettim ki insanlığın boş çabasından, ölümü dört gözle bekler oldum. Aşk, para, statü veya güç derdine düşmüş ahmaklar var, onlardan olmamam gerek. Her akşam karnımı doyurmak için bir parça ekmek ve gerisi tamamen düşüncelere ayrılmış 23 saat 30 dakika. Tek isteğim biraz özgürlük aslında. 3 günlük bir yaşantıda dahi 3 yıl geçinecek kadar biriktiren insanlar gördüm. Mezarlarına bile almak isteyenler vardı. Ellerindekilerin en azından bir kısmı bile dağıtıldığı taktirde kurtulacak binlerce insan olan insanlar. Ama paylaşmayı asla öğrenemediler, sevemediler. Bütün ganimeti kendilerine sakladı