Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ölümsüz

“Arşa değer alnımız ! Kan bayrağa düşünce, Şehit olmak farz olur ! Vatan elden gidince…” Ölümsüzlük denildiğinde aklıma Kurtuluş savaşı gelir. Onlarca kayıp, onlarca Şehit. Ölüler mi ? Asla… Uzun yıllardır ne yazık ki sömürülen bir devlet, milletiz. Canlarımız gidiyor ve biz gün geçtikçe yozlaşıyoruz. Günler geçtikçe Benliğimizi yitirip “Yanlış Batılılaşma” örneğini tam olarak yaşıyoruz. U zun zaman önce almıştık uyarıyı atalarımızdan, ozanlarımızdan. Şimdi ise bir felaketi yaşayıp Türk Milletini yok ediyoruz. Her gencin elinde, üstünde, içinde yabancı bayraklar. Ana dili olan Türkçeyi yazmayı bırakın konuşmayı bile beceremeyen, ne zaman çalışsa yabancı kelimeler kullanarak kendini üstün zanneden ahmaklar. Özünü kaybeden bir gençlik yetişiyor. Dil, din, örf, adet ve ahlak kavramları zamanla yok olmaya başladı ve kısa süre içinde tamamen bitti. Kendini metropol ilan eden büyük şehirlerde gençlerimizin hali ne yazık ki bu. Bu olaylar aklı başında olan her Türkün

O

Düşüp kalkarız zaman zaman. Vakti gelir hiç kalkamayacağımızı sandığımız kadar sert düşeriz hayallerimizden. Her insan yaşamıştır büyük hayal kırıklıkları ama hiç bir insan benim kadar şanslı değildi sanırım bu konuda. Benim sahip olduğum bir o vardı her zaman baş ucumda. Her düştüğümde koşan, ağladığımda ağlayıp, güldüğümde gülen bir o. Buna zorunda değildi, yanımda olmak, benimle koşmak. Ama içi o kadar güzel birisi, kelimelerle olmayan ifadesi. Ne zaman boşluğa bakarken bulsam zihnimi, kendimi tutup çıkarmam gereken o boşluğa. O belirirdi bir yerlerden. Bazen yazar yardım isterdim, tereddüt dahi etmezdi. Bazı geceler ıslak ve tuzlu yastığıma başımı koyduğumda sadece sensiz olmanın acısını hissederdim kalbimde. Ne zaman gelsem sana sonuna kadara çıktı kapıların. Bazen ben gelemedim, bazı geceler seni kabul etmedim. Bensiz daha iyi olacağın fikrine kapıldım zamanla, sensiz bir ölü olduğumu umursamadan. Çekip gitmek geldi içimden ama nereye? Kimim vardı ki senden başka bu sonsuz he

Ne Kadar?

Ne Kadar ? Ne kadar değiştirebilir bir insan hayatını bir kadın? Kelimelerle oluşan cümleler yeter miydi anlatmaya? Yoksa ilahi bir güç mü lazımdır… Hayatımda giren bir kadın, bir insan, bir yüce güç. Tüm düzenimi yeniden kurup bana tam anlamıyla istediğim hayatı sunmak için gelmişti. İsmi İkra, Dünya’nın belki de nefes alan her şeyin en güzeliydi benim için. Gülüşü içime huzur dolduran, kokusu başımı döndüren, gözleri resmen içimi delip geçen bir nur tanesi gibiydi. Güzelliğini anlatmaya asla ama asla bir insan kalemi yetmez fakat belki biraz da olsa hissettirmek için yazıyorum bunları. Bir gece vakti boş boş bakınırken gördüm içinden akan kederi. Ona yardım etmek için uzattığım eli öyle güzel tuttu ki, bir an olsun bırakmak gelmedi içimden. İçinden akan karanlığın nehiriydi, her tarafında solmuş güller, ölmüş balıklar, bitmiş hayatlar. Ama biliyordum, hissediyordum daha doğrusu içinde bir yerlerde mükemmel bir ışık, harika bir insan olduğunu. Dışına da vuruyordu bazen k

Devrim Şehidi

Devrim  Şehidi; Mustafa Fehmi Kubilay’a U ğruna hayatını hiçe saydığın milletinin evlatlarına bilgi aşılamak için öğretmen olmak istiyordun. Bir terzi çırağıyken daha hayallerini kuruyordun öğretmenliğin. O çok sevdiğin devletine, milletine yararlı bir birey olmak için azmederek koştun hayallerinin peşinden. Bir hiçliğin içinde kaybettik seni. Sahip çıkamadık, koruyamadık. Cahil aklımız, bir avuç güç peşinde dini kullanan yobazlara yenildi. Çıktı bir derviş palavradan; Mehdiyim ben, bunlar dinsiz bizi öldürecekler dedi. Halkı galeyana getirdi. Gördün olanları, gördün Atamız hakkında “dinsiz” ithaflarını. Dayanamadın, düşünmeden sarıldın çakaralmazına, yürüdün hainlerin üstüne korkmadan. Ateş ettin ama ne fayda, dağılmadı kalabalık, daha da büyüdüler cahillikleriyle. Kanmışlardı bir kez dinin yok edildiği yalanına. Öldürmek istediler seni, gözlerini kan bürümüştü bir kez, dönüşü olmadığını bile bile feda ettin kendini bu güzel vatana. Arkandan atıldık, izinden gittik ama kimse dinl

Hayaller

Adı Emre, yaşı 17 ve büyük hayalleri var. Az önce bile hayalleri için dua etmekle meşguldü. Şimdi ise uyumaya çalışıyor aynı hayalleri kurarak. Tanrıdan zor şeyler istiyor, örneğin mutlu olmak, sevdiğine kavuşmak, yalnız kalmamak. Bunları yerine getirme görevi bende, melek olmama rağmen ben bile zorlanacağım. Sabah olmasını bekliyorum, en azından kalan tek haftalık ömründe mutlu olmasını sağlamalıyım. Ona neden yardım ettiğimi soracak tonla insan tanıyorum, sebebi; onun en az benim kadar günahsız bir melek olması. Hayatında hiç bir dileği gerçekleşmemiş bir insan için fazla mutlu uyanıyor. Kimseye sataşmadan saygılı ve dürüst geçirdiği son günleri. Bugün okulda sevdiği kızla tanışacak, haberi yok ama sevgili dahi olacaklar. Yanında olmam gerek. Öğle yemeğinde karşılıklı yemek yediler, onu hiç bu kadar mutlu görmemiştim. Gözlerinin içi gülüyordu, çektiği bütün acıları unutmuştu bir anda. Daha fazla mutlu olması gerek. Eve geldiğinde annesi ilk kez güldüğü için ona kızmamıştı, bunc

23 Nisan Kutlayamamaları

Sunum: Saygı değer öğretmenlerim, kurucularım, velilerim ve mutlu olması gereken minik arkadaşlarım. Bugün hepimiz burada 23 Nisan bayramını kutlayabileceğimiz sanıyorduk ama ne yazık ki dakika başına ölen çocuk sayısı şu an bulunduğumuz odada ki insan sayısından fazla olduğu için kutlama yapmayı uygun görmedik. Bunun yerine sizlere o çocukların sefil hayatlarını anlatmaya karar verdik. Hepimize iyi seyirler bol anlayışlar. SAHNE 1: Sahneye elinde silahlar olan 7 erkek çocuk çıkar ve hepsi yere yatıp çatışmaya başlar. bu sırada anons yapılır: Suriye'de hala devam etmekte olan iç savaş bütün insanları heba etti, 7/24 savaşan insanlar ve son durumda savaşa dahil olan çocuklar bile ellerinde silahlar ile şu an da savaşın ortasında. Şimdi Serdar Ortaç'ın yeni aldığı arabaya bakıyoruz... Çocuklardan birisi ayağa kalkar silahını atar ve, ben çocuğum okula gitmek istiyorum savaşı bırakıyorum'' der ve anında vurulup yere yığılır. Diğer çocuk ayağa kalkar ve ağlaya

Sıcak İntikam

Uzun yıllar önce Lelouch adında imparatorluğa baş kaldırmış ünlü bir savaşçı vardı. İmparatorluğun elinden uzun uğraşları sonucu kaçan bu dev savaşçı, baygın bir halde adada bulunur. Son hatırladığı şey ise duygusuz ve sadece intikam yemini etmiş bir insan olduğudur. Lelouch adada bulunduğunda üzerinde gümüş rengi bir maske, belinde palaları, mor gözleri ve beyaz saçları olan bir adamdı. Gözlerini tekrar açtığında bayılmamak için vücudunu kıstırarak etrafını izlemekteydi. Çamurdan bir evin içinde baş ucunda palaları rahat bir yatakta uzanmaktaydı. Kendine tam anlamı ile geldiğinde yataktan tek bir hareket ile zıplayıp palalarını kemerine takmış maskesini aramaktaydı gözleri. Maskesini bulamayınca içinden bir parça yok olmuş gibi hisseden bu duygusuz insan adada çok garip şeylerin döndüğünü düşünmüştü. Saatler sonra evden çıktığında dışarıda yüzlerce eski dünyadan kaldığı söylenebilecek ilkel insanlar g gördü. Herkes bir anda başına toplanmıştı. İlgiden nefret eden bu adam bi